Kur’an-ı Kerim’le gelen ilk emir ‘İkra’ yani Oku’dur. “Rabbinin adıyla oku” hitabında okuma, yazma ve ilme çağrı vardır. Çünkü ilim öyle bir güç ve değerdir ki; Âdem (AS) onun sayesinde meleklere üstün kılınmıştır. “İlim, kadın ve erkek herkese farzdır” buyuran Peygamberimiz (SAV) de ilme ve eğitime özel bir önem vermiştir.İlim; sadece okuyarak değil, gezip görerekte elde edilmektedir.

Los Angeles havaalanındaki heyecanlı bekleyiş sonrası herkesin aklının bir köşesini meşgul eden Newyork macerasını yaşamak üzere uçağa biniyoruz.Yaklaşık 6 saatlik bir uçuşun ardından New York semalarına geliyoruz.İnişe geçmemizle kalbimin atışları hızlanmaya başlıyordu çünkü yıllardır merak ettiğim ülkelerden birini keşfetmeye birçok anıya sahip olmama saatler kalmıştı.

New York Amerika Birleşik Devletlerinin en kalabalık şehri ve dünyanın en kalabalık metropolitan alanlarından New York metropolitan bölgesinin merkezidir.Şehir; ticaret, finans, medya, sanat, moda, araştırma, teknoloji, eğitim ve eğlence sektöründe önemli katkı yaptığından dolayı küresel kent olarak anılmaktadır.Şehir, dünyanın en büyük doğal limanlarından birinin üstüne kurulmuştur. New York borough adı verilen ve her bir bölümün bir county olduğu 5 kısımdan oluşur. Bu 5 borough – the Bronx, Brooklyn, Manhattan, Queens ve Staten Island- 1898 yılında tek şehir olarak birleştirilmiştir.New York, bir göçmen kentidir. Kentte yaklaşık 170 ayrı dil konuşulmaktadır.

Şehre ayak bastığınızda ilk durağınızın ünlü Times Meydanı olmasını tavsiye ederim.Burası New York şehrinde West 42. Cadde’nin Broadway ve Seventh Avenue ile kesiştiği kavşaktır.Meydandan hediyelerinizi alabilir,portrenizi 5dakikada çizdirebilir ve Disney kahramanlarıyla sohbet edebilirsiniz.24 saat hareketli bir meydanda bulunduğunuzu sakın unutmayın.Girdikten saatler sonra çıkabildiğimiz Hershey’s ve M&M dükkanlarında şeker ve çikolatalar arasında kaybolduk.Pazarlık ederseniz uygun fiyata fotoğraf makinesi sahibi olabilirsiniz.Unutulmaz bir akşam yemeği için en iyi adres önceden rezervasyon yaptırmanız zorunlu olan Marriott Marquis otelinin üst katındaki The View Restaurant’tır.Herkes Empire State’in üst katına çıkıp Manhattan manzarasını izler ama ben size Rockefeller plazayı tercih etmeninizi öneririm çünkü Empire State’in muhteşem mimarisine karşıdan bakmak daha güzeldir.Birçok filme evsahipliği yapmış Rockefeller buz pistine karşı lezzetli bir dondurma molası vermeyi unutmayın.Otel lobilerindeki etkinlik haritalarından temin edip sevdiğiniz Broadway müzikaline gitmeden bölgeden ayrılmayın.Biz kızlarla Cinderalla müzikalini seçtik ama hayatımdaki en özel 2 saatten biriydi.10 kere izlesem sıkılmayacağım bir müzikaldi herkese tavsiye ederim.Bu hareketli şehirde dinleneceğiz en güzel yerlerden biri;Bryant Park.Plazaların içindeki bu parkta; masada çay-tatlı ikilisi, elimizde Newyork haritası karşı kaldırımdaki sokak şarkıcılarını dinleyerek çoğu mola hakkımızı burda kullanmıştık.

Unutamadığım yerlerden biriside Brooklyn Köprüsü; New York Şehri’nde East River üzerinde Brooklyn ile Manhattan’ı birbirine bağlayan köprünün yapımına 3 Ocak 1870 de başlanmış ve 24 Mayıs 1883’de hizmete açılmıştır.Tamamlandığı zaman dünyanın en geniş asma köprüsü ünvanını almıştır. Yürüyerek Brooklyn’den Manhattan’a ya da tersi istikamete geçebileceğiniz bir yaya ve bisiklet yolu da barındıran Brooklyn Bridge bence New York’un en güzel manzaralarından birini oluşturuyor. Manhattan’dan 4,5 ve 6 numaraları trenleri kullanarak City Hall durağında indiğinizde bu harika köprüye kolayca ulaşabilirsiniz. Newyork’ta okuyan arkadaşım Brooklyn tarafını gezmek için tanıdığı bir limuzin firmasını arayarak farklı bir deneyim yaşamama vesile oldu. Brooklyn botanik parkta rengarenk çiçeklerle içiçe vakit geçirebilirsiniz. Yeşillik seviyorsanız; şehrin ortasındaki High Line projesini yani yerden yükseltilmiş bir demiryolu hattı üzerine yeniden tasarlanmış ve yeşillendirilmiş bu özel alanıda görmeden geçmeyin. Manhattan’ın en güney ucundaki, Battery Park’tan kalkan gemiyle,Özgürlük Anıtı ‘nın buluduğu Ellis Adasına gidebilir, ya da Circle Line Boat Tour ile, 3 saatlik denizden yapacağınız bir tur ile Manhattan adasının çevresini sudan gezebilirsiniz. Uzun vaktiniz varsa Yankee Stadyumunu ve Bronx hayvanat bahçesini ziyaret edebilirsiniz. Baskete meraklıysanız ; Harlem bölgesinede bir göz atabilirsiniz. Bu gezinin sonunda soluğu Colombus Circle’da aldık burdan ünlü sanat merkezi Lincoln’a doğru ilerlerken solunuzda benim severek izlediğim ”Gossip Girl” dizisiyle hafızalara kazınan Chuck Bass’ın oteli Empire karşılıyordu bizi.Alışveriş içinde karşısındaki Century21 çok iyi bir tercih olacaktır ve sonrasında Starbucks’taki latte bu yorucu güne doping olacaktır çünkü daha keşif yeni başlıyor.

Günlerinizden birini Amerika genelinde 31 eyalette toplam 63 alışveriş merkeziyle hizmet veren Premium Outlets zincirinin New York Manhattan’a en yakın halkası olan Woodburry Premium Outlets’e ayırmanız gerekiyor. Dünya markalarının birçoğunu bir arada bulabileceğiniz bu merkeze, Manhattan Times Square’in başlangıç noktanız olduğunu düşünürsek yaklaşık bir saatlik araba yolculuğu sonunda varabilirsiniz. Adidas, Armani Exchange, Emprio Armani, Banana Republic, Fossil, CBG Max Azrio, Buberry, Calvin Clain, Diesel, Dior, DKNY, Dolce&Gabbana, Elie Tahari, Escade, Etro, Fendi, Gap, Guess, Gucci, J.crew, Juicy Couture, Lacoste, Micheal Kors, Polo Ralph Lauren, aks Fifth Avenue, Salvotore Ferrogamo, Tommy Hilfiger, Tory Burch, Tag Heuer, Valentino, Coach, Versage, Zegna, Tod’s… vs, Woodbury Premium Outlerts’in içerisinde barındırdığı 220 mağazadan sadece bazıları. Alışveriş deyince benim 3 atlım; Century21,Ross ve Marshalls’tır. Gezerken bunları gördüğünüzde almak istediğiniz her ürünü uygun fiyata yakalayabilirsiniz ama fiyat önemli değil diyorsanız ; 34. caddedeki Macy’s kesin girmenizi öneririm.

Dünya’nın en pahalı sokağı olan 5. Cadde (Fifth Avenue) dünya trendlerinin lokomotifi konumundadır. Özellikle 49. ve 60. sokaklar arası en prestijli mağazaların bulunduğu bir alışveriş sokağıdır aslında. Washington Square Park ile başlıyor, Central Park’ın doğusundan Yukarı Doğu Yakası’na geçiyor ve Harlem Nehri boyunca devam ediyor. Prada, Chanel, Dior, Gucci, Louis Vuitton, Versace, Fendi vb… klastaki markaların çoğunun yolu bu caddeden geçiyor. 5. Cadde birçoğu 1920’lerde inşa edilen dikkat çekici binalara sahip. Rosario Candela ve J.E.R. Carpenter gibi mimarların inşa ettiği binaların ahengini, arada çok az sayıda 2. Dünya Savaşı sonrası yapılmış binalar kesiyor. Tarihi dokuyla günümüzün karmasını yansıtan bu cadde New York macerasının vazgeçilmezlerindendir.

Müzelere meraklıysanız; mimarisi farklı Guggenheim müzesi ardından çoğu filme set olmuş Metropolitan müzesine oradan 70. Street’de Frick Koleksiyonu’na gidebilirsiniz. Madison Caddesi’ndeki Whitney Müzesi’ni gezdikten sonra soluğu Modern Art Müzesi’nde alabilirsiniz. Madison Caddesi’nde benim gibi ”Gossip Girl” takipçisinin hemen tanıyacağı ünlü New York Palace oteli görülmeye değerdi…

İlk göçmenlerin yerleştiği ve cafeleriyle ünlü Soho & Tribeca ve China Town & Little İtaly bölgeleri bir günümüzü ayırdığımız yerlerdendi. Beni ilk olarak mini keklerin üstadı baked by melissaya götürdüler.Karemellisinin tadı hala aklımda,Soho’ya gidipte buraya uğramazsanız çok şey kaçırırsınız. Farklı modellere sahip ayakkabıcıların olduğu,renkli tshirtlerin vitrinleri süslendiği Soho’da alışverişin tadını doyasıya çıkarabilirsiniz. China Town (Çin Mahallesi) ‘da yapılan 10 dakikalık ayak masajıyla 4 saat yorulmadan yürüdüğümü söylesem abartmış olmam. New York Gurmesi lise arkadaşım Seçil’in tavsiyesiyle gittiğim ananas soslu patates kızartmasını herkese tavsiye ederim.

En özel yerimi en sona bıraktım;tabiki Central Park. Huzur,pozitif enerji ve tertemiz havanın bileşimi olan bu mekanda bisiklet sürebilir,kitap okuyabilir ve saatlerce manzarayı seyredebilirsiniz. İçindeki gölün etrafında yürüyüş yapmanızı hem plaza manzarası hemde yeşilliğin inanılmaz rahatlatıcılığını yaşayabilirsiniz. Kahvenizi parkın tam karşısındaki Sarabeths’te yudumlayabilirsiniz. Ülkemize dönmemize saatler kala arkadaşlarımla Central Park’a veda etmemiz yaklaşık 5 saatimizi aldı ama ayrılırken bile arkamıza dönüp bakmadan gidemedik.

Gerçekten New York beklediğimden çok sevdiğim bir şehir oldu benim için…